Sizin hayalleriniz..,Bizim işimiz. Pardus... Özgürlük İçin...
Hosgeldiniz! e-posta: shabidyn@yahoo.com
Milliyet Yorumlar Hürriyet Yorumlar Site Hakkında

SON MAKALELER

(11-Aralık-2007)(Milliyet)Özdemir_İnce

TEVHID-I TEDRISAT


22 Kasım akşamı Emre Kongar ile Mehmet Barlas NTV'de kendilerince tartışıyorlar. Mehmet Barlas bir ara askeri okulların, polis okullarının Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na (Öğrenim Birliği Yasası'na) aykırı olduğunu söyledi. Bu türden iddialar zihinleri bulandırdığı için bu konuya bir kez daha dönmeyi gerekli görüyorum.

* * *

Yasaların gerekçeleri onları anlamamız, yorumlamamız konusunda son derece önemlidir. 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun gerekçesi şöyle:

"Yüksek Başkanlığa,

Bir devletin genel eğitim ve kültür politikasında, milletin duygu ve düşünce bakımından birliğini sağlamak için öğrenim birliği en doğru, en bilimsel, en çağdaş ve her yerde yararları ve güzellikleri görülmüş bir ilkedir. 1255 (1839) Gülhane Fermanı'ndan sonra açılan Tanzimat Dönemi'nde, yıkılmış Osmanlı Saltanatı [da] öğretim birliğine başlamak istemişse de bunu başaramamış ve aksine bu konuda bir ikilik bile meydana gelmiştir. Bu ikilik eğitim ve öğretim birliği açısından birçok zararlı sonuçlar doğurdu. Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder.

Kanun teklifimizin kabulü durumunda Türkiye Cumhuriyeti'nde bütün bilim (irfan) kurumlarının bağlı olacakları tek makam Milli Eğitim Bakanlığı olacaktır. Böylece, bütün okullarda bundan böyle Cumhuriyetin irfan politikasından sorumlu ve öğretimimizi duygu ve düşünce birliği çerçevesinde ilerletmekle görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı, olumlu ve birleşik bir eğitim politikası uygulayacaktır. Teklifimizin bugün hemen ve ivedilikle görüşülerek kanunlaşmasını yüksek heyetten rica ederiz. (2 Mart 1924. Manisa Milletvekili Vásıf Bey ve arkadaşları).

* * *

Madde 1 - Türkiye'deki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlıdır.

Madde 2 - Şer'iyye ve Evkaf Bakanlığı veya özel vakıflar tarafından idare edilen bütün medreseler ve okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilmiş ve bağlanmıştır.

Madde 3 - Şer'iyye ve Evkaf Bakanlığı bütçesine okullar ve medreseler için konulan ödenekler Milli Eğitim bütçesine aktarılacaktır.

Madde 4 - Milli Eğitim Bakanlığı, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiştirmek üzere üniversitede bir İlahiyat Fakültesi kuracak ve [ayrıca] imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılacaktır.

Madde 5 - Bu kanunun yayımı tarihinden itibaren, genel eğitim ve öğretim hizmetleri vermekte olup, şimdiye kadar Milli Savunma Bakanlığına bağlı olan askeri rüşdiyeler ve idadilerle, Sağlık Bakanlığına bağlı Yetim Evleri, bütçeleri ve öğretim kadroları ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Anılan rüşdiye ve idadilerde bulunan öğretim kadrolarının nereye bağlı olacakları, gelecekte ait olacakları Bakanlıklar arasında belirlenip düzenlenecek ve o zamana kadar orduya mensup olan öğretmenler bu statülerini koruyacaklardır."

* * *

TEVHİD-İ Tedrisat Kanunu'nun (Öğrenim Birliği Yasası'nın) bu gerekçeli metnini okuduktan sonra, yasanın amaç ve kapsamını "Bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde toplanması işlemi"ne indirgemek yasayı anlamamak olur.

Anlamamakta ısrar ise kötü niyetten başka bir şey olmamalı. Bir kez daha yazıyorum: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun amacı ve kapsamı, Cumhuriyet'in bütün okullarını laikleştirmek ve öğretimde laik bir müfredat programı uygulamaktır. "Tevhid" ya da "Birleştirme" budur. İdeolojik ve pedagojik bir girişimdir. İdari müdahale, ikinci derecede ve geçicidir.

2 Mart 1926 tarihinde kabul edilen "Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun", Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun ilkelerinin ışığı altında eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Devletin izni olmadan hiçbir okulun açılamayacağını öngören bu kanun, aynı zamanda çağdışı derslerin okul müfredat programlarından kaldırılmasını da sağlamıştır.

* * *

AMAÇ LAİKLİK

Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitim-öğretimdeki "medrese" ve "okul" ikiliğine son verdiği gibi, eğitim-öğretimin içeriğini laikleştirmeyi amaçlamıştır. Bütün okulların MEB'e bağlanması, eğitim ve öğretimin biçim ve içeriğinin adı geçen bakanlık tarafından saptanması anlamına gelir. Ancak, günümüzde, MEB'in bu görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini ileri sürmek mümkün değil. Askeri okulların MEB'e bağlı olmamasının Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aykırı olduğunu savunanlar, askeri okulların kapılarının İslamcı-Fethullahçı irticaya kapalı olmasından şikáyetçi olanlardır.

Askeri okulların Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olmasının Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aykırı olduğunu ileri sürenler, neden yargıya başvurmuyorlar?

* * *

NEDEN VAKIFLAR?

Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitim ve öğretim yalnızca bir hayır işi, bir dini görev kabul edilmiş ve vakıflar yoluyla yürütülmüştür. Geleneksel eğitim kurumları arasında, sadece askeri eğitim ve yöneticilerin eğitimi devlet tarafından yürütülmüştür. Bunun sonucu olarak da bir yanda askeri ve mülki kadro, bir yanda medreselerde din eğitiminden geçen kadro olmak üzere iki tip insan ortaya çıkmıştır. Bunlardan birinin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Cumhuriyet, Öğrenim Birliği Yasası ile bu işlemi yaptı ve öğrenimi laikleştirdi.

Şimdi düşünelim: İslamcı çevreler, ilk ve orta eğitim ve öğretimin neden vakıflara bırakılmasını istiyorlar; AKP iktidarı neden özel okullara ve vakıf okullarına ağırlık vermektedir? Çünkü yolundan çıkmış, amaç ve ilkelerini unutmuş Milli Eğitim Bakanlığı'nın laik (ne kaldıysa) program ve denetimine bile katlanamamaktadırlar.

* * *

BİRAZ KİTAP OKUYUN

Askeri okullar 22 Nisan 1925 tarih ve 637 sayılı kanunla tekrar Milli Savunma Bakanlığı'na bağlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Maarif Teşkilatı Kanunu ile ilköğretim zorunlu oldu ve kız çocukların okullulaşma oranı yükseldi. Kız çocuklar, erkek çocuklarla aynı eğitim kurumlarında ve eşit koşullarda eğitim alır duruma geldiler.

Gazete yazıcısı arkadaşlar, ben bu konularda yazmadan önce oturup çalışıyorum. Sizlere de salık veririm. İşe internetten Asım Arı'nın "Tevhid-i Tedrisat ve Laik Eğitim" yazısını okuyarak başlayabilirsiniz. Kaynaklarda adı verilen kitapları da okursanız çok iyi olur!

* * *

BUNDAN 13 yıl önce Varlık Dergisi'nde (Mayıs 1994) "Pathemata mathemata! Evet, acı deneyimler öğreticidir!" adlı bir inceleme yayınlamıştım.

Bu yazıyı "Yazmasam Olmazdı" (Doğan Kitapçılık) kitabımda okuyabilirsiniz. Bu incelemede "imam-öğretmen", "imam-kaymakam", "imam-vali" deyimlerini ilk kez kullanmıştım. Bu deyim artık politika diline, basın diline iyice yerleşti ve anonim bir kavram haline geldi.

Konu o tarihte de gene Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve imam hatip okulları idi.

* * *

İLİMDE EŞİTLİK

Mustafa Kemal, 16 Temmuz 1921'de Ankara Maarif Kongresi açılış konuşmasında, gerilememizin en önemli nedeninin şimdiye kadar izlenen eğitim ve öğretim sistemleri olduğunu vurgulamıştı. Daha sonra 1 Mart 1923'te TBMM açılış konuşmasında şöyle demişti: "... Efendiler! Memleket evladının ortak ve eşit olarak almaya zorunlu oldukları ilimler ve fenler vardır. Yüksek meslek ve ihtisas sahiplerinin ayrılabileceği öğretim derecelerine kadar, eğitim ve öğretimde birlik, sosyal toplumumuzun ilerlemesi ve yükselmesi görüş açısından çok önemlidir. Bu sebeple Din İşleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda fikir ve çalışma birliğine gitmesi istenmeye değerdir?"

(Bu düşünce 2.3.1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 4.maddesinde ifadesini buldu:)

"Milli Eğitim Bakanlığı, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiştirmek üzere üniversitede bir İlahiyat Fakültesi kuracak ve (ayrıca) imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılacaktır."

* * *

DP İLE DEĞİŞTİ

Yasaya göre imam hatip okullarının bir tek amacı vardır, imam ve hatip yetiştirmek. Başka bir amacı yoktur. Oysa 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti, 1951-1952 ders yılında 7 yıl süreli imam hatip okullarını yürürlüğe soktu. 1963-1964 ders yılında parasız yatılı öğrenciler alındı. 22 Mayıs 1972 yılında yayınlanan bir yönetmelikle ortaokuldan sonra 4 yıl eğitim veren meslek okuluna dönüştürüldü. 1973 yılında imam hatip lisesi adını aldı. Buraya kadar yasaya aykırı bir durum söz konusu değil.

Yasa dışına şu girişimlerle çıkıldı: 1973'te İHL mezunlarına lise fark dersi sınavına girmeden üniversitelerin edebiyat bölümlerine girebilme hakkı tanındı. 1976'da kızını İHL'ye kaydetmek isteyen bir velinin Danıştay'da açtığı davayı kazanması sonucu, sadece erkek öğrencilerin alındığı İHL'ye kız öğrenci alınmaya başlandı. Milli Selamet Partisi'nin ortak olduğu hükümetler döneminde (1975-1978) 230 yeni İHL açıldı. 12 Eylül 1980 askeri yönetimi tarafından Temel Eğitim Kanunu'nun 32. maddesinde yapılan bir değişiklikle İHL mezunlarının üniversitelerin tüm bölümlerine gidebilmesine olanak tanındı. 28 Şubat'tan sonra bu hak sıkı bir denetim altına alındı.

* * *

AMAÇ DİNİ ÖĞRENİM

AKP iktidarı, yasanın ruh ve amacına aykırı şekilde İHL mezunlarına koşulsuz olarak üniversite kapılarını açma hesapları yapıyor. Daha sonra belki bütün klasik liseleri İHL haline getirerek tersine bir öğrenim birliği darbesi yapacak ve laik öğrenimin yerini dini öğrenim alacak. Bütün üniversite mezunları "imam" olacağı için artık İHL'ye ihtiyaç kalmayacak(!).

* * *

İMAM hatip okul ve liselerinin, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na (TTK) yani Öğrenim Birliği Yasası’na (ÖBY) aykırı olarak yeni topraklar işgal etmesi, yıllardır sürmekte olan çok hesaplı bir komplo bağlamında değerlendirilmelidir.

* * *

Amaç: Laik okul sayesinde laikleşen toplumu tekrar 1924 öncesine geriletmek. Bireyi ve toplumu teknoloji kullanan cemaat ve tarikat robotları haline getirmek. Politikleştikçe özgürleşen bireyi ve toplumu, hocaefendilerin kapısına bağlı müritler haline getirmek. 1924 öncesinin cahil köylülerinden çok daha tutucu bir diplomalı müritler kadrosu yaratmak. Bu etkin kadrolaşmayı Naşibendi-Nurcu-Fethullahçı cemaatte görüyoruz.

* * *

CUMHURİYET’TEN ÖNEMLİ

Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Cumhuriyet’in ilanından çok daha önemlidir. Çünkü TTK’nın da içinde bulunduğu devrim yasaları olmasaydı Cumhuriyet kesinlikle ayakta kalamazdı. TTK iğdiş edildiği için Cumhuriyet giderek iktidarsızlaşmaktadır.

TTK, iki tür insan ortaya çıkmasın, toplum ikiye bölünmesin, toplumun yapıları ve kadroları dinselleşmesin diye çıkartılmıştı. TTK’nın 25 yıl süren yoğun çaba sonucu yarattığı laik birey ve toplum, 57 yıldır ayağını bir tuzaktan kurtaramadan bir başka tuzağa basıyor. Bunun ağır sorumluları 1950’den bu yana ülkeyi yöneten ve yönlendirenlerdir. Bunların hepsi TTK’ya, laik düzene ve Cumhuriyet’e ihanet etmişlerdir ve ihaneti sürdürüyorlar.

* * *

HALKA HARCASAYDINIZ

1950’den bu yana sağcı iktidarların, tarikat ve cemaatlerin yönlendirdiği Anadolu insanı, topladığı paralarla binlerce cami ve yüzlerce imam hatip okulu yaptırdı. Bu birikimler bölgesel ve yerel sanayilere yönlendirilemez miydi? Toplanan paralar kalkınmayı sağlayacak sermayeye dönüştürülemez miydi? Toplanan paralarla topraksız tarım köylüsü üretim gücüne dönüştürülemez miydi? Halk neden topladığı paralarla imam hatip okulları yaptırmaya yönlendirildi, neden ihtiyaç fazlası imam hatip okulları açıldı? Yoksul halkın çocuklarını göndereceği başka okul olmadığı söyleniyor. Toplanan paralarla mevcut ortaokul ve liselere öğrenci yurtları yaptırılamaz mıydı? Halkın parası, halk yararına kullanılabilirdi.

* * *

HEDEF ARAP İSLAM’I

"Halk, çocuğunun dinini öğrenmesini istiyor!" safsatası bir bahane olamaz. 1950’den sonra ülkeyi yöneten sağcı iktidarlar, çocukların dinlerini yasal bir ortamda öğrenmesini kuşkusuz örgütleyebilirlerdi. Bu bilinçli olarak yapılmamış, aksine toplumun çocukları İHL ile iğfal edilmiştir; iğfal edilen çocuklar da Cumhuriyet ve devrimlerine yüz çevirmiştir. Hedef, toplumun Arap modeline göre İslamileştirilmesi olduğu için Türkiye topraklarına TTK’ya aykırı İHL tuzakları kurulmuş, mayınları döşenmiştir.

2007 yılının sonuna yaklaşırken artık oyunun son perdesi oynanıyor: "Cumhuriyet" ve "laiklik"ten arındırılmış yeni Anayasa’dan ve türbanın sancaklaştırılmasından sonra sıra İHL mezunlarına üniversite ve harp okullarının kapılarının açılmasına gelecektir.

Olacakları, felaketleri önlemenin bir tek yolu var: 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayısı TTK’nın yasal sınırları içinde "imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetiştirileceği okullar" açmak. Artık bu da yetmez, bütün imam ve hatiplerin Hıristiyan meslektaşları gibi çok ciddi yüksek öğrenim yapması gerek!..

ÖNCEKİ MAKALELER

SEÇME YAZILAR

TEKNOLOJİ

TAVSİYE SİTELER

Merak ettiğiniz sorgulamalar... En kapsamli Beşiktaş yaşam ve firma rehberi, 2008... İlk Kurşun İzmir'de Ocak 2006'dan beri aylık yayımlanan Atatürkçü gazetedir